Zaman’daki ilginç “Metallica konseri” tartışması

Bir okur, 4 Ağustos’ta yayımlanan “’Laik’ ve ‘İslamcı’ klişelerin uzağında…” başlıklı yazımdaki “mesele”yi devam ettirmem dileğiyle Zaman’daki “Metallica” tartışmasına bakmamı rica etti.

7/08/08 - 18:14

haberin fotoğrafları

1

Alper Görmüş
 agormus@medyakronik.com

27 Temmuz Pazar günü İstanbul’un “merkez”inde 10 binlerce kişinin katıldığı Metallica konseri sürerken, İstanbul’un “kenar”ında 17 kişinin ölümüne yol açan bir bomba patladı.

Ertesi gün bazı köşe yazarları, patlamaya rağmen televizyonlarda kesilmeyen eğlence programlarının yanı sıra Metallica konserini de (daha doğrusu konserin neden yarıda kesilmediğini) protesto ettiler.

Zaman gazetesinde tartışma biraz daha uzun sürdü. Çünkü orada, gazetenin en önemli yazarlarından biri olan Ali Bulaç, yalnızca konserin yarıda kesilmemesini değil, konsere katılanların kılık-kıyafetlerini, hal ve hareketlerini de çok sert bir dille eleştiriyordu.

Bu eleştirinin Zaman gazetesi okurları arasında itirazlara uğraması, onların ilahiden başka bir şey dinlemediklerini düşünen “laik yaşam tarzı” savunucularına anlaşılmaz gelebilir; fakat durum böyle…


“Laik, ateist, agnostik, aczmendi müsveddeleri”

Tartışmayı başlatan yazı, 30 Temmuz’da Ali Bulaç’tan geldi. Bulaç, faciaya rağmen eğlence programlarını kesmeyen televizyon kanallarını kınadıktan sonra sözü Metallica konserine getirerek şöyle diyordu:

“Başkaları da var! İstanbul’un göbeğinde, Ali Sami Yen’de Metallica adlı müzik grubu bir konser verdi. Türkiye’nin her tarafından 40 bin kişi toplanmıştı. Programın başlamasından 15 dakika önce, konserin verildiği yerden birkaç kilometre ötede, yani Güngören’de cesetler parçalandı; kol bacak havaya uçuştu. Bu laik, ateist, agnostik, aczmendi müsveddelerinin de umurunda olmadı. Transa geçmiş vaziyette kafalarını sallamaya devam ettiler; tepindiler; kendilerine özgü ritüelleriyle satanizmden ödünç tapınmalar yaptılar. İçtiler, bağırdılar, gürültüyü bastıran gürültü cinsinden müzikleriyle İstanbul semalarından arşa yükselen çığlıkları, bedenleri parçalanan masum insanların feryatlarını bastırmaya çalıştılar.”


“Bilinmeyene karşı olmak ve kutuplaşma sanatı!”


Konseri düzenleyenlerden biri olan Cengizhan Yeldan’ın Ali Bulaç’ın yazısına gönderdiği cevabî nitelikteki yazı Zaman‘ın en çok okunan sayfalarından biri olan “Yorum”da yayımlandı.

Yeldan, Bulaç’ın yazısındaki, birkaç maddi yanlışı düzelttikten (en önemli yanlış şuydu: Konser, patlamadan 15 dakika sonra başlamamıştı, patlama olduğunda konserin bitmesine sadece üç şarkı kalmıştı) ve konseri izdihama yol açmamak için bitirmediklerini belirttikten sonra, Bulaç’ın “dışlayıcı” bulduğunu düşündüğü yaklaşımını şu satırlarla eleştiriyordu:

“Konserden sonra yaşadığım bir enstantaneyi sizinle paylaşmak isterim. Sahne önünde izleyicimizi yavaş yavaş dışarı alırken üzerinde Metallica t-shirt giymiş iki arkadaş bana sarılıp İngilizce olarak teşekkür edip hüngür hüngür ağladı. Arada bir tanesi İran’dan geldiklerini söyledi. O sahneyi görmenizi isterdim, çünkü bildiğiniz gibi İran’da bu tür t-shirtler bile yasak.

“Yapılan tüm araştırmalarda suça teşvik eden ana unsurun asosyallik ve yalnızlıktan kaynaklandığı görülmüştür. Bu tür sosyal aktiviteler suç oranını azaltır, insanları birbirine yaklaştırır, birliği pekiştirir. Büyük konser günleri bayramdır, şenliktir, olumlu hava yayan toplu bir harekettir ve insanları bir araya toplar.

“Dünyanın en huzurlu toplumları kendi ülkelerinin tanıtımını muhitleriyle, şehirleriyle veya ülkeleriyle özdeşleşmiş festivaller aracılığıyla yaparlar. Bu tür gün veya günlerde bu tür şenlikler dosta düşmana birlik ve beraberliklerini gösterirler. Ülke tanıtımı, döviz girişi, turist ve bölge halkını ekonomik açıdan ihya etmesinin dışında bu tür aktiviteler o bölge insanının çevresinde tüm ülkeyi birleştirir, gurur kaynağı olurlar. Bizim de pek sahip çıkmadığımız bu tür etkinliklerimiz mevcut, fakat bunları sadece belediyeler sahiplenir. Metallica konseri tek günlük bir festivaldi, binlerce insanı bir araya topladı. Konserden çıkan, olaydan habersiz insanların yüzündeki mutluluk ve şükranı görmenizi isterdim.

“Demagoji yapmaya gerek yok, Ali Bey’e, ülkemizin bu zor günlerinde bu tür kutuplaşmalar yaratacak yazılardan kaçınmasını, kişileri itham etmeden evvel araştırma yapmasını, yazılarında amacından sapmamasını tavsiye ve istirham ederim. Güngören’de yaşanan olaylar hepimizin içinde çok derin bir yaradır. Bu acı olay malzeme yapılarak masum insanları hedef göstermesi çok vahim bir hata ve gaflettir.”


Okurlardan Yeldan’a destek



Cengizhan Yeldan’ın mektubunun “Yorum” sayfasında yayımlanmasından sonra, o yazının altına girilen 15 kadar yorumdan sadece birkaçı Ali Bulaç’a hak veriyor, geri kalanları Cengizhan Yeldan’ı (ve fırsattan istifade Metallica’yı) savunuyordu. İki örnek:

“Sayın Cengizhan Yeldan’ı tebrik ediyor ve sözlerine harfiyen katılıyorum. Bu tür konserler dostça ilişkiler kurmak ve birlikte eğlenmek içindir. Organizasyonun hepimizi derinden üzen sözkonusu terör saldırısı için yapabileceği hiçbirşey olmadığını biz izleyenler olarak zaten biliyorduk. Bu detaylı açıklamayla herkes öğrendi. Konserde bulunan herkesin sesi olduğu için Cengizhan Yeldan’a çok teşekkür ederim…”

“İşte bu. Ali Bulaç’ın yazısına yaptığım yorumların kabul edilmemesini Cengizhan Bey’in bu yorumunun gazetemin en güzel yerinde yayınlanması telafi etmiştir. Gazetem beni yanıltmamış ve mahcup etmemiştir. Çok teşekkürler…”

Benim izleyebildiğim kadarıyla, tartışmada son sözü, eleştirisine gazetenin “Okur editörü” köşesinde yer verilen Zeliha Bozkaya aldı. Onun satırlarıyla bitiriyorum:

“Ali Bulaç’ın 30 Temmuz’da yazdığı yazıya karşılık Cengiz Bey’in 1 Ağustos’ta yazdığı cevabın yayınlanması gazetemizin objektifliğini bir defa daha gözler önüne serdi. Ali Bulaç, Yorum sayfasına kendi yorumunu yazmıştır, kendi görüşleridir; ama keşke Zaman gibi hassas bir gazetede kutuplaşmaya sevk edici bu tür yazılar hiç olmasa. Metallica’nın çılgın müziğine şarkılarına kafa sallayan 40 bin insan… Hangisi satanist, hangisi ateist nereden bilebiliriz! Diyalog.. hoşgörü…”

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan MEDYAKRONİK sorumlu tutulamaz.

Yorumlar Yorum Sayısı 3

Yorum Ekle

msadik (Yazar'ın tüm yorumları) 22.8.2008 - 08:48

açıkçası ali bulaç böyle birşey beklemezdim. demek ki bazı zaman yazarları hala okurlarının ne idüğü belirsiz ilahiler dinlediğini zannediyor. aboneliğimi iptal ettirme zamanımı geldi dersiniz.

murat (Yazar'ın tüm yorumları) 9.8.2008 - 12:59

alper görmüş alıntıladığı yazıyı pek okumuyor galiba. cümle şu: "Metallica’nın çılgın müziğine şarkılarına kafa sallayan 40 bin insan… Hangisi satanist, hangisi ateist nereden bilebiliriz!" vay be! demek hangisi ateist hangisi satanist bilseniz o zaman haklı olacaksınız! vay be! demek ateis ve satanist olduğunu anladıklarınızı linç etmekte bir sakınca yok! bir de diyalog diyor, hoşgörü diyor. fethullah'ı LaVey'in garip şeytan kilisesinde görmeyi elbette beklemiyoruz da anlaşılan o ki, 40 bin kişinin hepsi ateist ve satanist olsa o zaman bulaç haklı olacak. alper görmüş "tartışma'ya bakalım" diyor. ne tartışması görmüş? aklınızı mı yitirdiniz, beyninizi peynir ekmekle mi yediniz? ali bulaç denen adam en ağır hakaretlerle, haksız, mesnetsiz, yersiz, asılsız iftiralarla 40 bin kişiye sal-dır-mış. bu saldırıya karşı da zaman, aldığı onca aynı sertlikte metin arasından yayınlansın diye korkak bir dille yazılmış ve işi "turistik tanınırlığa" getirerek kurtarmaya çalışan bir beyanı yayınlamış. neymiş bulaç'ın yanlışı patlamanın konserden önce olduğunu sanmakmış. velev ki doğru olaydı bu yanlış o zaman haklı mı olacaktı bulaç? faşizm budur görmüş senin yaptığın da, bulaç'ın yaptığı da faşizmdir. insanlara ne zaman eğlenip ne zaman eğlenemeyeceklerini söylemektir faşizm. sana ne kardeşim? senin kadar duyarlı olmak zorunda mıyım? kınarsın, beğenmezsin, eleştirirsin o başka. ama ali bulaç elinden gelse ana avrat sövecek de, gazetesi izin vermemiş. hiç kaş kaldırıp "niyet okuma" falan demeyin. bulaç'ın dilinin ucuna kadar gelen küfürleri yumuşattığının farkında değil misiniz? ve alper görmüş hiç mi utanmıyorsunuz, doğan grubunun en ufak haberini bile didik didik edip de zaman'a gelince ne kokar ne bulaşır bir tavır sergilemeye? utanmayın. buyrun bunu da yayınlamayın diğer yorumları yayınlamadığınız gibi. benim sizin ahlakınıza dair inancım sağlam. ne yönde olduğunu sizin takdirinize bırakıyorum.

Desqpio (Yazar'ın tüm yorumları) 8.8.2008 - 11:41

Gayet de normal olaylar… Tabii ki ülkemiz için! Bir nevi “Burada şort giyilmez aslanım?!” zihniyeti. Aslında bazılarımıza garip gelebilir bu çünkü “Farklılıklara Saygı” temalı reklamlar çekip “Neden kardeşçe yaşayamıyoruz?” mesajları veren bir gazete bugün bazı şeylere dayanamadığını açıkça ortaya koymuş bulunuyor. Ve malum gazetedeki özgürlük ve demokrasi anlayışının sadece kendileri gibi düşünenleri kapsadığını açıkça görüyoruz.

2 Aralık Salı