İşte aşk

Benzer heyecanlar duyduğum olmuştu daha önce de, ama onların yanıbaşında cinsellik herşeyi bastırırdı. Şimdi durum başka.

14/05/08 - 17:05

Kerem Bengi
bengikerem@yahoo.com


Ne tatlı şeymiş şu heyecan; biriyle mesafeli bir şekilde cilveleşme heyecanı. Unutmuşum. İnsana zindelik veriyor. Aşktan başka bir şey bu. Bir sonuca gitmeyecek olsa da heyecanlı; insanı iyi ediyor. Onunla paylaştığınız mekânda bulunmanız için tatlı bir ek neden yaratıyor. Şahane bir duygu. Uzun süredir böyle bir şey gelmemişti başıma. Unutmuşum bu duyguyu.

Geçen ay yeni bir işe başladım ben. Bol sayıda güzel, çekici, albenili kız var etrafta. Ama içlerinden biri, aslında kendini en az ortaya koyanı ilgimi çekti benim. Sanırım ben de onun ilgisini çektim. Üstelik, “kesin tahminlerime” göre ilgilerimizin karakteri de aynı. İşte bende demin sözünü ettiğim heyecanı uyandıran da o kız.

Değişik bir duygu biraz. Doğrusu, Berlin’e daha çok yakışıyor. Böyle cinslikleri sever o. Bense daha doğrudan eylemciyimdir. Neyse… Beni çeken bir şey var kızda, ama ne olduğunu tam da bilmiyorum. Aynı zamanda da, hadi söyleyeyim, onunla sevişmek için yanıp tutuşmuyorum mesela. Hatta, onunla sevişmeyi düşünmediğimin farkına vardım geçen gün. Bu benim için alışılmadık bir durum. Çünkü ben, sevişmeyi de düşünmüyorsa bir erkeğin ne işi olabilir bir kızla, diye düşünürüm genel olarak. Yine neyse…

Aslında, beni heyecanlandıran şeyde cinsellik var. Seksüel bir elektrik, bir gerilim var aramızda; onu anlıyoruz karşılıklı olarak. İşte bu hoşuma gidiyor. Bu gerilimle oynuyorum biraz. O da oynuyor, ama daha az galiba. Bu oyun da hoşuma gidiyor, ruhumu okşuyor benim. Bir de şunun farkına vardım: Aramızdaki gerilimi bu dozda tutmak istiyorum. Oyun sürsün istiyorum çünkü. Böylece, tek tük konuşuyoruz hâlâ. Biraz böyle sürsün bakalım… Onun için, konuşacağım varsa bile susuyorum, üstüne gitmiyorum. Hoşuma gidiyor bu heyecan. Biraz daha samimi olursak sihri kaçar diye tasalanıyorum. “Gel bir sigara içelim,” ya da “Gel sana bir çay ısmarlayayım,” ya da “Yemek yedin mi? Hadi gel yiyelim,” gibi herkese yaptığım teklifleri ona yapmıyorum. O da bana yapmıyor. Böylelikle, uzak durarak, gittikçe daha da yakınlaşıyoruz. Bilmem ki nereye varır bu işin sonu?

Benzer heyecanlar duyduğum olmuştu daha önce de, ama onların yanıbaşında cinsellik herşeyi bastırırdı. Şimdi durum başka. Durumun başkalığının yeni bir sevgilim olmasıyla da ilgisi yok aslında.

Yeni sevgilim Nina, tanısanız siz de çok severdiniz, bir Yunan. Atina’da yaşıyor ailesiyle. Üniversiteyi bu yıl bitirecek. Neye niyet neye kısmet diye buna derler. Ben İzmir’in kızlarını tanımak isterken biraz hızlı gittim ve karşı kıyıya, Yunanistan’a düştüm.

Nina geçen gün benim çok ilgimi çeken, hatta uzmanlık alanıma giren bir şey anlattı. Yunanistan’da bir araştırma yapılmış ve ortaya çıkmış ki, kadınların dörtte üçü orgazm olamıyormuş ve pek çoğu da orgazm taklidi yapıyormuş. Araştırma, kendileriyle böbürlenen Yunan erkeklerinin (aynı Türk erkekleri gibi yani) bütün havasını söndürmüş böylece. Rezil olmuşlar. Yanlış anlamayın, Nina da kurtuluşu bende buldu, bu genel Yunan sorununa çözüm olarak benim kollarıma atıldı demek istemiyorum.

Türkiye’de, benim güzel yurdumda hiçbir şey adam gibi ölçülmediği için, daha doğrusu bu memleket ölçüye gelmediği için bizim rezil olma şansımız da yok tabii. Kadınların durumunu da anlayamıyoruz böylece. Ama ben durumun en az Yunanistan’daki kadar berbat olduğuna eminim.

Yaa! Doğru konuşmak gerekirse, ben bu orgazm meselesine fena halde taktım kafayı. Hayır, böyle araştırmaları filan takip etmiyorum. Daha beter, bin beter bir durum bendeki: Gördüğüm her kadına böyle bakıyorum. Acaba onun da orgazm sorunu var mı, diye. “Vah vah, güzel de kızmış. Ne yapsak ki!” diye geçiriyorum içimden, sanki benim görevimmiş gibi hissediyorum kimi zaman. Bu konuyu Berlin’e açtım geçen gün. Beni ciddiye almadı tabii. “Türk erkeğinin ortalamasını yükseltmek senin için bile çok iddialı, damızlık herif! Suçluluk kompleksinin ya da sorumluluk duygusunun bu kadarı da fazla doğrusu,” deyiverdi. “Neden suçluluk kompleksi olacakmış?” diye çıkıştım tabii.

Neyse… Kantarın topuzu kaçıyor kimi zaman, şimdi burada anlatamayacağım şeyler de düşünüyorum. Hani yani, olunca nasıl oluyor acaba? İşte, işyerinde beni heyecanlandıran kızın da şu anda merak ettiğim tek tarafı bu. Vallahi, bana öyle geliyor ki bu merakla çok fazla yaşayamayacağım.

Bu konuyu geçen gün Berlin’le konuşuyorduk yemekte. Biraz da alkolün etkisiyle gevşemiştim doğrusu. “Oğğğlum,” dedi, “anket böyle yapılmaz. Yunanistan’daki anketi de senin gibi arsız, tatminsiz biri uçkuru hevesine yapmamıştır emin ol. Her kadınla bizzat yatağa girerek Türkiye’nin bu konudaki performansını ölçmen de imkânsız,” dedi.
“Benim öyle bir derdjim yok. Hem senin dediğin yöntemle ben ölçsem Türk kadınları çok iyi djurumda çıkar!! Çok iyi, çoook!”
“Sen sarhoşsun…”
“Dünya birinjisi…”
“…git yat oğğğlum.”
“Hem de yüjde yüzj csçıkar…”
“İyi ki Türk erkekleri üstüne bir araştırma yapmıyorlar ve iyi ki onları sadece sen temsil etmiyorsun.”

Gerisini hatırlamıyorum. Masadan yatağa nasıl gitmişim, bilmiyorum. Daha neler dedim onu da bilmiyorum… Ama merakımı gidereceğimi biliyorum. İşimi çok seviyorum. Yaşasın iş!

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan MEDYAKRONİK sorumlu tutulamaz.

Yorumlar Yorum Sayısı 5

Yorum Ekle

vedabusesi (Yazar'ın tüm yorumları) 29.5.2008 - 11:24

Beyler bu hikayenin sonunu ben yazayım. Kerem'e de kolaylık olur... Kızla kesişiyoduk, gözlerimizle yiyişiyoduk. Hastamdı vallaa ölüyordu benim için. Zaten benim karizmatik yüz hatlarıma, gençlik fışkıran siimsiyah sakallarıma ve edeleli kollarıma bakarkene gözleri yuvalarından fırlıyo kızların. Ah bir de karın edelelerimi görseleeerr.. Yakışıklı, edeleli seksi, zengin, akıllı bir adamım ben. Libidom da tavanda. Öyle ki yani, etrafta bir sürü genç, karizmatik, zımba gibi delikanlı varken bile bana bakar bu kızlar. Ben işyerine girdiğimde ufak çaplı bir kasırga olur odada, seksapelime dayanamayan gazete, kağıt, böcek ne varsa havalanır. Haa ne diyodum? Hikayenin sonu mu? Hiç bir şey olmadı yaa. Bakıştık bakıştık, kızın vakti geldi ayrıldı iş yerinden. Edeleli bir adamım ben bu arada! Söylemiş miydim?

yomadafaka (Yazar'ın tüm yorumları) 28.5.2008 - 10:41

Kerem Bengi bu yazıyı kimi düşünerek yazdı bilemeyiz tabii ama insanların kafasında biri var belli ki. Çok ayıp bence. Cilveleşme diyerek o kızı çok zor bir duruma sokmuşsun Kerem Bengi. Genç ve güzel bir kızın seninle ilgilenmesi ruhunu okşamış belli, tabii ilgilendiği senin iddian yalnızca ama bu yazı yanlış anlaşılmalara açık. Yeni işyerindeki insanlar bunu yorumluycaklar elbette ki yorumladıkları da belli olyor zaten. Ne gerek var buna? Sen madem aşkta ve seksete bu kadar başlarılısın, neden gerek duyuyorsun abiiciim böyle avuntulara? Bırak gençler gençlerle olsun yaa.. Yakışıyor mu sana?

metastas (Yazar'ın tüm yorumları) 23.5.2008 - 10:33

Ya belli zaten o kızın kim olduğu. Bu Kerem Bengi yeni işyerindekileri salak mı sanıyor, kıza nasıl baktığını aylardır kimse anlamıyor mu yani? Gencecik güzel kız sana mı bakar be Keremim! E sen avut kendini karşılıklı cilveleşiyoruz diye hadi bari. İşyerinden bir dost...

vedabusesi (Yazar'ın tüm yorumları) 19.5.2008 - 01:35

Resmen ilan-ı aşk be bu yazı. Offf! Cesarete bak sen hele. Ya anlaşılırsa hanım gızımızın kim olduğu. Hiç mi korkmuyor bu Kerem Bengi, nassı insan bu yaa

cizmelikedi (Yazar'ın tüm yorumları) 16.5.2008 - 09:48

Kimmiş 'yeni iş yerinde' Krem Bengi'ye o heyecanı yaşatan çok merak ettik... Şifreli bir yazı olmuş ama çözmek çok zor olmas o şifreleri. Aşık mı olmuş Krem amca 30 yaş farka raamen?

11 Ekim Cumartesi

haberin geçmişi

  • Aşk trafiği karıştı

    Sonunda Berlin’le kavga ettim. Yok ben meşhur olmak istiyormuşum yok herşeyi oyun haline getiriyormuşum.

    18.6.2008

  • Eros boğuldu!

    Ben bazı kızlara sorardım, “Sence en erotik meyva nedir?” diye. Limon diyene rastlamadım tabii, ama portakal diyene rastladım mesela. Benim favorim ise incirdir. Ballı incirler!

    5.6.2008

  • Erotik gerilim teorisi

    Gerilim azalıyorsa geri çekilmekte fayda var. Ben öyle yaparım. Geri çekilirim ki, artık üç gün sonra mı olur, üç ay sonra mı, üç yıl sonra mı, hayat içinde bir daha karşılaşınca gerilim bizi yine tutuştursun.

    29.5.2008