Kendini Tarzan sanan erkekler

Seksek kaslarla yapılır, seks ise bedenler kullanılsa da kafada başlayıp kafada biten bir maceradır.

24/04/08 - 14:33

Kerem Bengi
bengikerem@yahoo.com


Şu erkeklerin kendilerini bir şey sanmaları yok mu, beni illet ediyor. Öf, ne önemserler kendilerini. Bütün kızlar onlara âşıktır. Hiç düşünmezler ki, öbür erkekler de aynı şeyi düşünür. Yani her erkek, bütün kadınların kendisine hayran olduğunu düşünür. Sanki benim kız tavlamak için kıvranan! Bir kere bir kız kapsın, tamam artık…
Berlin her zaman söyler: “Kendi Jane’inin Tarzan’ı ol yeter. Tarzan da zaten Jane’in Tarzan’ıdır. Tarzan olmanın başka yolu yok. Kadınlar bu bakımdan üstün varlıklardır. Onlar kendi Tarzan’larının Jane’i olmaya amadedir. Bunda da samimidirler…”

Evet, kızlar erkekler gibi değildir. Onlar kendilerini böyle bir şey sanmaz. Onların sanmaları başkadır, daha hoşgörülebilir burnubüyüklüklerdir. Evet, kendilerinden memnun olmak veya memnun görünmek isterler tabii, ama bu sağlıklı bir şeydir.

Bu yaşta Berlin’e hak vereceğim hiç aklıma gelmezdi, ama her zaman söylediği şu lafına hak verdim: “Ooğğlum, erkeklerin çoğu hödüktür, hödük; sen olma.”
Orgazm taklidi meselesine devam ediyorum… Gelen mektuplardan anladığım kadarıyla meğer bayağı böyle sahte orgazm vakası varmış. Ve mektuplarda anlatılanlar tamamen erkeklerin kendini bilmezliğini ortaya koyuyor. Kendilerini dünyanın en iyi sevişen erkeği sanıyorlar herhalde. Sevgilerinin, manitalarının, karılarının –nasıl tanımlıyorlarsa artık- ne durumda olduğunu hiç düşünmedikleri anlaşılıyor.

Seksek kaslarla yapılır, seks ise bedenler kullanılsa da kafada başlayıp kafada biten bir maceradır. Bu erkeklerin kafası bozuk, karışık yani, dejenere olmuş. Bu da benim kafamı bozuyor işte. Kadınlarla bir dayanışma örgütü mü kursam acaba diye düşünüyorum.

Benim kadınlara bakışımda cinsellik hep ön plandadır, ne yalan söyleyeyim. Ama orgazm taklidi hikâyelerini dinledikçe, bu hikâyeleri anlatan kızlarla başka bir bağ hissettim aramda. Bir kere, samimiyetleri çarptı beni. Cesaretleri çarptı. Sadakatleri çarptı. Kendilerini bilmeleri de. Mektuplarda söz konusu edilen erkekler de gözüme, büyümemiş, erkek olmamış çocuklar olarak göründü. Belki o mektupları yazan kadınlara da biraz öyle görünmüşlerdir. Bir şefkat vardı sanki yazdıklarında.

Hep erken gelen bir Tarzan ha! Tafrasından geçilmeyen şu erkekler biraz samimi olsa, ilk adımı da atmış olacaklar adam olma yolunda. Kadınlar birçok bakımdan bilmecedir, doğru. Ama erkekler sürekli kaçar kendilerinden. Bir baksanıza, kadınların sorunlarını, zaaflarını konuşabiliyoruz uluorta, onlar da söylüyorlar, ama erkekler tunç bedenli tanrılar gibi kurum kurum kuruluyor.

Bir samimiyet başlangıcı olarak, belki başka erkeklere de cesaret verir diye, kendimden örnek vereyim. Bir keresinde başıma böyle bir sorun geldi: erken boşalma. Önce şaşırdım doğrusu; alışık olduğum bir şey değildi bu durum. Bu yeni ve berbat durumun o zamanki sevgilimle de bir ilgisi vardı. Şimdi oralara girmeyeyim. Herşeyi denedim. Doğrusu sevgilim de hiç yardımcı olmuyordu bana. Bu durumdan şikâyetçiydi tabii, ama bir yandan da memnundu. Beni eziyordu bu konu zaten ve o da her seferinde yaramı biraz daha kanırtıyordu.

İnternette kendi çapımda bir araştırma yaptım, Taocu sevişme kitaplarını okuyup, teknikleri öğrendim, Kamasutra’yı hatmettim. Çeşitli egzersizler yaptım… Doktora gittim, fiziksel bir rahatsızlığım var mı diye… Nafile. Sonunda, demin de dediğim gibi, sevgilimin de bu durumdan gizliden gizliye bir haz aldığının, ezildiğimi görme hazzı aldığının farkına vardım. (Bu da ayrı ve ilginç bir konudur aslında.) Anladım ki, aşağılarda değil sorun, en yukarıda, kafada. Sevgilimle ilişkimde, öncekilere ve sonrakilere benzemeyen bir yan vardı. Bir tür bağlanma, bir tür zaaf. (Bağlanma zaaf mıdır?) Onu memnun etme mecburiyeti hissediyordum sanki her bakımdan. Gündelik bir sürü olayda da. Ve bu, yatağa da yansıyordu tabii. Ama sizin de bildiğiniz gibi, insan kafasında başkasını memnun etme takıntısı varken bu işi iyi yapamaz. Bir sevişme böyle olmaz zaten. Sen birşeyler yaparsın, o da birşeyler yapar; bunların karşılıklı gelmesi, karşılıklı memnuniyet vermesi durumudur sevişme, öyle değil mi?
İşte, bu mecburiyeti sildim kafamdan. Ne mecburiyeti! Boş verdim. Gündelik ilişkimiz de rahatladı, sevişmelerimiz de.

Haa, o okuduğum Taocu sevişme sanatları, Kamasutra teknikleri filan mı? Onlar yanıma kâr kaldı tabii. Kötü bir tecrübeden kalan değerli şeyler. İşin sırrı kendini kontrol edebilmekte. Kendi vücudunu bilmek ve kontrol edebilmekte. İşin sırrı kendini bilmekte yani. Gel de kızma şu kendini bilmez erkeklere.


Bana gelen mektuplar
 

 

Merhaba;
Öncelikle yaşının kaç olduğunu bilmediğim için “sen”li yazdığımı belirtmek istiyorum. Bir de, zaten konu yeterince özel. Madem böyle özel düşüncelerimi paylaşıyorum neden “sen” demiyeyim ki? Bu arada ben 23 yaşımdayım. Geçenlerde orgazm taklidi hakkında yazdıklarını okudum. Çok ilgimi çekti, çünkü bir an o eleştirdiğin kadınlardan olduğumu fark ettim. Ama neden kadınların orgazm taklidi yaptıklarına pek değinmemişsin. MECBUR KALIYORUZ.
Erkek beni doyuma ulaştırmayı başarsa taklide ne gerek var? Taklit yaparak sevdiğimiz bu bencil yaratığı kırmamış, erkeklik gururunu zedelememiş oluyoruz. Zaten bir kadın orgazm taklidi yapıyorsa iki nedeni olabilir: 1-Frijittir, 2- Bencil ya da beceriksiz bir erkekle beraberdir. Frijit olmadığıma eminim. Orgazm olma gibi bir problemim de yok, çünkü kendi başıma bunu pekâlâ başarabiliyorum.
Ama erkekler seks sırasında o kadar kendileriyle meşguller ki, beni orgazm etmeyi başarmayı bırak, özel bir çaba bile sarf etmiyor. Acaba tecrübesizlik mi dedim, ama yok o da değilmiş. Tecrübeli, yaşını başını almış biri de aynı potansiyeli devam ettiriyor.
Ben de artık orgazm taklidi yapmaktan vazgeçtim. Ve n’oldu, tahmin bile edemezsin!!! Şu asrın sorusuyla karşılaştım: “GELDİN Mİ?” Şeytan dedi ki, tekme tokat at yataktan aşağıya. Yahu, daha orgazm olup olmadığımı bile anlamıyor ki! Zangır zangır üstümde titreyerek boşalıyor, sonra da kalkmış bana soruyor boşalıp boşalmadığımı. Bir de cevap versem “Yaaa evet, hem de iki kere, harikasın tatlım,” diye, sevinçten tavana yapışacak. Evet orgazm taklidi yapmama gerek kalmadan o zangırdamayı yaşatan da oldu, ama beceriksizlerin arasında o kadar az ki… Yani diyeceğim odur ki, orgazm taklidi yapılıyorsa, elbet bir nedeni var… Bilmem anlatabildim mi?
Neyse, biraz kafanı ütüledim ama deşarj olmam gerekiyordu. Piyango sana çıktı…
Başarılar ve iyi günler/geceler dilerim.

 

 


Keremcim simdi beni iyi dinle, çünkü sana taklit of orgazmın nelere ma lolduğunu anlatıcam. Bu arada ben (…), 21 yaşındayım, İzmirliyim, endüstri mühendisliği son sınıf öğrencisiyim.
Gelelim konumuza… Ben birçok kez orgazm taklidi yapmışımdır, ama bir tanesi var ki, çok önemli! 18 yaşındayken erkek arkadaşımla birlikte olmaya karar verdim. E, ilk kez olacak çok önemli bir gün. Neyse, her şey hazır, ben de hazırım… Ama sonuç tam bir REZALET!
Ben her şey bir an önce bitsin diye olmuş numarası yaptım, çünkü çok canım yandı ve erkek arkadaşımın da benim gibi mutsuz olmasını istemedim, ama o ilişkiden sonra iki yıl hiç kimseyle birlikte olamadım. Sonuçta artık bakire değildim ve birlikte olmak için bir sorunum kalmamıştı, ama her seferinde taklit yapmak zorunda kalmaktan korktum sanırım. Erkek arkadaşıma da taklit yaptığımı anlattım. O da senin gibi bunu çok anlamsız buldu.
Biliyorum, çok aptalca ve komik bir şey, ama siz bunu anlamıyorsunuz. Sizin seks sırasında düşündüğünüz başka hiçbir şey olmuyor ve konsantrasyon problemi yaşamıyorsunuz. Biz kadınlar bunu yaşıyoruz ve ilişkinin kötü bitmesindense numara yapmayı tercih ediyoruz! Zaman zaman Sharon Stone taklidi de yapıyoruz, merak etme! Sorun ne biliyor musun? Biz sizin kadar doğal bir şekilde seks yapamıyoruz. Benim artık herhangi bir problemim kalmadı bu konuda, ama eminim birçok kadın benim bu yaşadığımdan daha kötülerini yaşamıştır! Düşüncelerini merak ediyorum.
Öpüldün.

 

Merhaba,
Bence bu orgazm taklidi meselesinin bir yönü de şu aslında: Bunu genellemeden söylemeliyim belki de. Orgazm benim için ulaşılması asıl olan hedef değil açıkçası. Sevdiğin kişiyle birlikte olmanın verdiği haz ve mutluluk duyguları oldukça güzel zaten. Tabii her zaman orgazm olmak da fena olmaz, ama olmadığın zaman partnerin bunun garip bir şey olduğu duygusunu hissettiriyor bezen. Yani orgazm olamamak senin eksikliğin ve anormalliğin gibi davranıyorlar. Ve ilişki sonrası bu soruları uzatmamak için onlara duymak istedikleri yanıtı veriyorum.
Ufff neyse, söylemek istediklerimi çok iyi anlatamadım. Çünkü şu an yazmaya üşeniyorum. Sanki ben bu konuda bir şeyler söylersem senin aklında bu durum netleşecek gibi anlamsız bir düşünceye mi kapılıp yazdım, onu da bilmiyorum. Her neyse, kendine iyi bak, kadınlar konusunda fazla düşünme. Çünkü iki cins birbirini asla anlamak için programlanmamış sanırım. Sadece onlarla mutlu olmaya çalış.

 

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan MEDYAKRONİK sorumlu tutulamaz.

Yorumlar Yorum Sayısı 0

Yorum Ekle

11 Ekim Cumartesi

haberin geçmişi

  • Erotik gerilim teorisi

    Gerilim azalıyorsa geri çekilmekte fayda var. Ben öyle yaparım. Geri çekilirim ki, artık üç gün sonra mı olur, üç ay sonra mı, üç yıl sonra mı, hayat içinde bir daha karşılaşınca gerilim bizi yine tutuştursun.

    29.5.2008

  • Orgazm taklidi

    Ahyaaaaaaaaaaaak!!! Bu kadarı da olmaz artık. Herşeyin taklidi yapılabilir ve bu öyle ya da böyle anlayışla karşılanabilir, ama hiç orgazm taklidi yapılır mı ya!

    17.4.2008

  • Gizli popolar…

    Kerem Bengi’nin canına tak etti ve kendisini Medyakronik’te istemeyen okurlara çıkıştı.

    8.4.2008

  • Suyun kaldırma kuvveti

    “Huri ile işler zaten iyi gitmiyordu. Yollarımızı ayırdık. Benim yolum Japonya’ya düştü işte.”

    2.4.2008

  • Huri’den gelen mektup

    Yazarımız Kerem Bengi terk edildi! Bengi’nin aldığı bu “son mektup” kadınların gözünde Bengi’nin nerede olduğunu çok iyi anlatıyor…

    26.3.2008

  • Önce nereye bakmalı?

    Erkekler kadınların neresine bakar biliyoruz ama kadınların nereye baktığını hiç düşünmemiştim…

    19.3.2008

  • Okyanus dudaklar…

    Kerem Bengi, macerasının nasıl başladığını anlatıyor: Herşey Bali’de bir tatil köyünde, Dewi’nin dudaklarında başladı benim için.

    12.3.2008

  • İlk görüşte…

    Kendi camiası içinde, ardında bıraktığı gözü yaşlı genç kızlarla nam salan Kerem Bengi, bundan böyle her çarşamba hayata, ama özellikle de kızlara ve ilişkilere dair yazılarıyla Medyakronik’te…

    5.3.2008