Kerem Bengi
“Kendini rezil etmen beni ilgilendirmez, ama beni rezil etmene izin veremem,” diye çıkıştı Berlin, yazdıklarımı görür görmez. “Sana bir sansür kurulu lazım.”
“Neden rezil oluyormuşuz ki,” dedim, “hem, hangi şairdi ‘Ne kadar rezil olursak o kadar iyi,’ diyen?”
“Zibidi! Cehaletine mi kızayım, Can Yücel’i de hafifliklerine alet etmene mi?”
“Hah! Can Yücel; en sevdiğim şair. O da benim gibi açıksözlü ve lafını sakınmıyor.”
“Oğğğlum! Can Yücel’in söyleyecek lafı vardı da sakınmıyordu, senin neyin var? Şu hafifliklerini sakınsan daha iyi olur.”
“Bak Berlin, sana bir oğul tavsiyesi vereyim: Sizin kuşak ne de olsa daha ezik, kendinizi ortaya koyamıyorsunuz onun için. Arkadaşlarınızla konuşmalarınızdan anlıyorum; politika yapmışsınız ezilmişsiniz, miting yapmışsınız ezilmişsiniz, maç yapmışsınız ezilmişsiniz, âşık olmuşsunuz, aşk bile ezmiş sizi… Zeytin ezmesine dönmüşsünüz siz; çok yiyince insanın ağzını acıtır ya! Bence, kendi yaptıklarından utanmamalısın. Hem sen bu utangaçlıkla nasıl evlendin, bu kadar manitayı nasıl tavladın, ha?”
“Ben senin gibi arsız mıyım? Sadece, gelen tekliflerden bazılarını reddetmedim o kadar.”
“Şimdi sen de beni ezmeye çalışıyorsun, ama bu da senin ne kadar ezik olduğunu kanıtlıyor işte. Senin kadınları değil de, hep kadınların seni tavlamış olması övünülecek bir şey mi yani?”
“Yahu neden annenle yaşamıyorsun sen, onunla daha iyi anlaşırdın.”
“Onun yardıma ihtiyacı yok, senin var da ondan! Sen de biraz gayret göster ki şu ezikliğinden kurtaralım seni.”
“Ezikliğimi boş ver, senden kurtulayım yeter. Ben çıkıyorum…”
“Dikkat et kadınlar kapmasın seni sokaklarda. Ham! Ezik erkekleri hangi kadın sevmez ki…”
“Boş yere uğraşma, beni kızdıramazsın. Bir sevgili bul da rahat edelim. İstersen ben arayayım Huri’yi, gelsin; merak etme sızlandığını söylemem! Haydi eyvallah!”
“Dur, dur, dur! Kim sızlanıyormuş?”
Neyse, ben aslında Japonya gözlemlerime devam etmek istiyordum. Geçen yazıda atladığım bir şey var: Japon kızlarının ortak bir kompleksi var gibi geldi bana: Poposuzluk. Nereden mi anladım? Neredeyse hepsi popolarını kapatıyor, hatta irice bel çantalarını mutlaka popolarının üstüne çeviriyorlar. Tabii gayet güzel kalçalı olanları da var, ama genellikle yeteri kadar bombeli olmadığını düşünüyorlar. Çok haksız da sayılmazlar.
Bu kompleks Türk kızlarında yoktur mesela. Ama bir örnek hatırlıyorum. Üniversitenin ikinci senesinde bizim sınıfta bir kız vardı -adı lazım değil-, hep pantolon ve mutlaka poposunu örtecek kadar uzun bir şey giyerdi üstüne. Sınıfın en güzel kızlarından biriydi ve doğrusunu isterseniz, öyle utanılacak bir durumu varmış gibi de görünmüyordu. Gün geçtikçe merakım artmaya başladı. “Neden saklıyor ki poposunu?” diye derdettim. Ben merakını gidermeden rahat edemeyen bir tipim. Kafam bir kere takıldı mı bir şeye, mutlaka sonuna kadar gitmek isterim.
Bildiğiniz gibi, konu kadın vücudu olunca, görme duyusu ile dokunma duyusu çok farklı tarifler yapabilir. Neyse, benim merakımı yenmem için her iki duyumla da ölçmem gerekiyordu. Bu konunun ayrıntılarına girecek değilim; ben girerim de, toplum bu kadar açıksözlülüğe hazır değil galiba; yazdıklarıma gelen yorumlar da bunu kanıtlıyor! Bu asıksuratlı sitede ne işim olduğunu sorgulayıp duruyorlar. Kimi de doktor, psikolog falan tavsiye ediyor. Sağolsunlar da, bu insanların kafasını karışık ya da tam tersi dümdüz buluyorum ben de.
Bir kere, seks son derece ciddi ve tabii eğer ciddiye alırsanız son derece zevkli, eğlenceli bir şeydir.
İkincisi, cinsel problemlerini halledemeyen bir toplumun, siyasi veya değil, herhangi bir sorununu halledebileceğini sanmıyorum. İki gündür gazetelerde son örneği çıkıyor işte; Kars’ta 16 yaşında bir kızın bir yıldır tecavüze uğradığı. Böyle çok örnek var.
Medyakronik’te İlknur Aydoğan’ın yazdığı “Ne bakışlar gördüm zaten yoktular” başlıklı dokunaklı yazısı da beni doğruluyor bence. Örnekleri uzatmayayım; bu şekilde dokunaklı olmaktan çıkması lazım bu ilişkilerin.
Türbanlılar (hadi bir kısmı diyelim) bile çözdü bu sorunu –anlattırmayın şimdi bana.
Geçenlerde Berlin’in anlattığı bir fıkra aklıma gelip duruyor: Temel, Fadime’yle evlenmiş. Bir süre geçmiş, ama Fadime’ye dokunmuyor. Sonunda Fadime huylanmış (ne güzel!), gidip annesine falan söylemiş. Bir süre daha geçmiş, Temel yine dokunmuyor. Neyse, sonunda, gidip Temel abilerine anlatmışlar durumu: “Bir yıl geçti, daha kılına bile dokunmadı Temel Fadime’nin.”
Abileri Temel’e gidip çıkışmış: “Ooolum nedir bu, neden bir şey yapmıyorsun Fadime’ye?”
Temel cevap vermiş: “O baa ne kötülük etti ki!”
Benim yazdıklarıma ve Medyakronik’te yazmama şiddetle itiraz edenler de sevişmeyi falan böyle mi görüyor diye endişeye kapılıyorum.
Neyse, ben üniversitedeki kıza geri döneyim; daha zevkli. Hiç de örtülmeyi hak eden bir poposu olmadığını söylemeliyim. Yine de, o zaman bile saklamak ister gibiydi, ama ben hem onun bu kompleksini, hem de kendi merakımı giderdim.
Yalnız, bu gizlilik konusunda çok yanıltıcı bir trend hâlâ hâkimiyetini sürdürüyor: göğüsleri olduğundan dolgun gösteren sutyenler.
Ben bu durumdan çok şikâyetçiyim. Bu, insanı kandırmaktan başka bir şey değil. Biliyorsunuz, göğüsler önemlidir. Siz hep gördüğünüz gibi iri bir göğüs beklerken, bir de bakıyorsunuz, hani iri bir fındığın içinden bazan küçücük bir iç çıkar ya, işte öyle hayalkırıklığı yaratacak bir görüntüyle karşılaşıyorsunuz.
Halbuki ne gerek var böyle aldatmacalara. Aslında, küçük göğüslerin de ayrı bir tadı var. Bir şeyinizi ya da yerinizi zaaf görüp saklamaya çalıştınız mı, daha kötü olur, çirkinleşirsiniz. O zaaf gördüğünüz tarafınız, pekâlâ güzel ve çekici de kılınabilir oysa. Ama bunun için durumu kabul etmeniz, kendinizi sevmeniz, beğenmeniz gerekir. Siz beğenmezseniz, başkası nasıl beğensin? Sonsuza kadar da saklayamazsınız ya…
Seksek kaslarla yapılır, seks ise bedenler kullanılsa da kafada başlayıp kafada biten bir maceradır.
24.4.2008
Ahyaaaaaaaaaaaak!!! Bu kadarı da olmaz artık. Herşeyin taklidi yapılabilir ve bu öyle ya da böyle anlayışla karşılanabilir, ama hiç orgazm taklidi yapılır mı ya!
17.4.2008
yomadafaka (Yazar'ın tüm yorumları) 13.4.2008 - 08:58
Haklısın Kerem kardeşim. Bu ülke açık saçıklığa hazır değil henüz. O zaman gel, bu yazıları gerçek adınla yaz... Belki bu konuda topluma önderlik etmiş olursun. Hem nasıl olsa seks çok zevkli bişey ya (sağol söylediğin için!), seksle ilgili yazmak da çok doğal ya... Varsın herkes bilsin bu cesur adamın gerçek adını, olmaz mı?