Övgü AKGÜRGEN
ovgu@medyakronik.com
Medium: Zeliha’nın gözleri
Allison DuBois’nın gerçek yaşam öyküsünden uyarlanarak çekilen NBC’nin “Medium” isimli dizisi Türkiye’de “Zeliha’nın Gözleri” adlı Türkçe formatıyla STAR TV’de karşımıza çıktı. Her iki dizinin başkarakteri de işlenmiş cinayetleri ve insanların geleceklerini görebiliyor ve cinayetlerin çözümünde polise ve insanlara yardım ediyor.
Lost: Göl
Tüm dünyada olduğu kadar Türkiye’de de geniş bir izleyici kitlesine sahip olan “Lost”un Türk versiyonu ise henüz yayınlanmaya başlamadı. Şu anda YouTube gibi video paylaşım siteleriyle sesinin duyurmayı başaran “Göl” isimli dizi, merakla bekleniyor.
Grey’s Anatomy : Doktorlar
Show TV’nin sevilen dizisi “Doktorlar” da Dizimax’te yayınlanan “Grey’s Anatomy” isimli yabancı dizinin bire bir kopyası.
Dawson’s Creek: Kavak Yelleri
Kanal D’de yayınlanan “Kavak Yelleri”, cnbc-e’nin sevilen dizisi “Dawson’s Creek”in tam anlamıyla Türk uyarlaması. Bu iki dizi, senaryodan karakterlerin davranışlarına ve fiziksel özelliklerine kadar pek çok noktada benzeşiyor. Örneğin karakterler açısından bakıldığında, Deniz’in Dawson, Aslı’nın Joey, Mine’nin Jen, Efe’nin de Pacey olduğu açık seçik anlaşılıyor.
24: Mahşer
cnbc-e’de yayınlanan “24” kadar etkileyici bulunmadığından mıdır bilinmez, atv’de yayınlanan “Mahşer” isimli taklit dizi kısa bir süre sonra yayından kaldırıldı.
Sabrina: Acemi Cadı
Orijinaline sadık kalınarak çekilen bir diğer Türk dizisi ise “Acemi Cadı”. Sihir yapabilen bir lise öğrencisi genç kızın hayatını anlatan ve çocukların ilgiyle izlediği Sabrina seneler sonra Türk yapımcılar tarafından yeniden keşfedilince ona içerik olarak tıpatıp benzeyen Acemi Cadı Türk televizyonlarında yayınlanmaya başladı.
My Name Is Earl: Hakkını Helal Et
cnbc-e’nin bir başka sevilen dizisi “My Names Is Earl”, “Hakkını Helal Et” adıyla Türkçeleştirilip dini bir dizi formatına çevrildi. Orijinalinde sit-com olarak çekilen dizi, STV’de dini mesajlar veren bir diziye döndü.
Meltem (Yazar'ın tüm yorumları) 29.8.2008 - 07:04
Kitap okumak yerine televizyon izlemeyi tercih eden bir toplumda edebi eserlerin ekrana uyarlanması bence faydalıdır fakat ne yazık ki eserlere bağlı kalmak bir yana eserden tamamen uzaklaşılıyor... Öyle ki her değişim eserin bütünlüğünü bozarken eser manasını yitiriyor... Eserlerdeki ruhu yok ediyorlar... Yaprak Dökümü dizisi örneğin... Reşat Nuri'nin kemikleri sızlıyordur... Esere sahip çıkmayanlar utansın... Kimse bana sormadı ki "çekebilir miyiz?" diye... Kendi eserlerimize bile sahip çıkmıyor ve çıkamıyorken, kendi kültürümüzü bile ekrana doğru dürüst yansıtmıyorken, birbirinin benzeri kalitesiz bir sürü dizi izleyici bulabiliyorken kalkıp Amerikan kültürünün öğelerini barındıran dizileri taklit ediyoruz... Şaşırtıcı mı...
krausan (Yazar'ın tüm yorumları) 27.8.2008 - 03:39
Bir çok kişinin fark edebileceği benim de gördüğümde ilgimi çeken bir durum ,yanlız yabancı dizilerden uyarlayıp bir de Türk isim koyup hazıra konan senaristler şimdi de edebiyatın ölümsüz yazarlarının eserlerini dizilere uyarlamaya başladılar. İlk örneği aklınıza ilk gelen o dizi=) Yaprak Dökümü sonrasında Dudakdan Kalbe, Küçük Kadınlar, vs.. Ve şimdi de Aşk-ı Memnu. Hayır yani bu eserleri okumamaş bir insan elbet izleyecek beğenecek bu dizileri ama yeni çağın, gelişebilirlik oranı yüksek insanların bu denli hazıra konma fake usulü yapıtlarıda hiç hoşuma gitmiyor. Nerede kaldı yaratıcı düşünce, bilgiğim bir senaryonun oturup da saatlerce filme uyarlanmış halini izleyerek vakıt kaybetmek istemeyenlerdenim. Ki bahsettiğiniz imitasyon dizilerin yerıne gerçek isimleri altında yabancı versiyonunu izlemeyi tercih ederim=) sevgiler
hatred (Yazar'ın tüm yorumları) 14.3.2008 - 11:08
My Name Is Earl: Hakkını Helal Et, artık bu isimle bir çeviri, böyle berbat bir yapım "hakkını helal et abd dizi endüstrisi" şeklinde bir mesaj olarak algılanabilir. İyi de tüm bunlar yeni mevzu değil zira şu güne kadar başarılı olup tutmuş yarışmaların da 10'undan 9'u "çakma" idi. En zayıf halka, BBG, Popstar, Passaparola, Kim 1 milyon ister, Çarkıfelek. Bunların içinde özgün olarak "ya şunda ya bunda" vardı hani işin cılkı çıkmıştı, delikten patlıcan uzatılıyordu kimse rahatsız olmadı yayına devam etti. Demek şeyini şey ettiğimin şeyi'nin canlı yayında görünmesi gerekiyormuş değişim için. Neticede özgün ve yaratıcı olmak yorucu olduğu için, ve bu gibi değerler her alanda reyting, tiraj gibi ekonomik kavramların ardında kaldığı için, adam yapımcıya "Şair Nedim Rush" isminde dam altında yarışmacıların isyandan kaçan bir şairi, düştüğü an yakalamaya çalıştığı bir proje götürmüyor(götürmesin zaten lan bu ne) diyor ki al sana en zayıf halka, buluruz bi suratsız kadın, "manyah lan bu kadın" diye izler millet, prime time'dan % X yalasak hele loy loy diye ayrılırız her akşam.